29 Eylül 2015 Salı

Atölye başlıyor


Enerji ve bilgi kanalize ederek çakra şifalandırma ve dengeleme 

Bir süredir bilincimin bir perde altında uyuyan ve zaman zaman uyanıp su üstüne çıkan bir arzum vardı. 
O arzu, meyve verebilmek için uygun zamanı ve koşulları bekliyordu. Artık bilincimin bir tık altı değil, yüreğimin tam ortasında titreşiyor ve yeni bir realite yaratmak için harekete geçti.

'Enerji ve bilgi kanalize etmek', 'Çakra dengelemek ve şifalandırmak' konularında, almaya hazır kimselerle toplanıp, paylaşımlarda bulunmak istiyorum.

Toplam kaç saat süreceğini bilmiyorum. 
Atölye katılımcısı olarak ideal sayı 4.
4 istekli kişi bir araya geldiğinde uygun gün ve saatleri belirleyebiliriz. Atölye hem teknik bilgi aktarımı, hem de uygulama içerecek.

 Atölyeyi ben (Gökhan) vereceğim. Zaman zaman Yuka da bilgi ve deneyimlerini paylaşacak ve uyugulamada bize katılacak.

Bir seans 2-3 saat sürecek. Adil enerji paylaşımı açısından bir seansın bedelinin150 tl olması uygundur.

Atölye bitiminde dilerseniz, Heaven Earth Şifahane'nin, ancak manevi değeri olabilecek bir sertifikasını hazırlayabiliriz.

Atölyenin konuları üzerine:

Herkes ve herşey, her an, yüksek benliğinden inen enerjinin varlığıyla, hayat denilen deneyimini sürdürebilmekte. O iniş sona erdiğinde, alt benliğin hayat deneyimi o an için sona ermiş oluyor. O halde, hayat deneyimimiz boyunca evrenden inen saf bir enerjiye doğal bir kanalız. Bunun farkına vardığımızda evrenle ve tüm varolanlarla bir olduğumuz bilinci uyanışa geçiyor. Tüm varoluşla bir olduğumuz bilinci, bizi mekan ve zaman kısıtlamasının dışına taşıyor, enerjisini kanalize etmek istediğimiz ışık varlıklarıyla aramızda mesafe kalmıyor. Yeterki bunu yapma hakkını kendimizde görelim ve yapmakta olduğumuza sonsuz bir güven duyalım. Geriye teslimiyet ve akan enerji nehrine temiz bir nehir yatağı olmak kalıyor. Akan enerji evrenin bilgeliğini ve şifasını taşıyor. İster tercüme edelim, ister işleyişini izleyelim.. Niyetimiz 'bütünün hayrına' oldukça, kanalımız temiz ve engelsiz olacaktır. 

Atölyede, bizi bu konuda aydınlatmak isteyen, evrenin ışık üstadlarının enerjilerini ve bilgeliklerini kanalize edeceğiz.

Enerji kanalize etmek konusunda gönül rahatlığına ulaştıktan sonra, inen enerjiyle çakraları nasıl şifalandırıp dengeleyebileceğimiz üzerine konuşmaya ve uygulamaya başlayacağız. 

7 ana çakranın anatomisi ve ne çeşit zarara uğradıklarında, kişinin hayatını nasıl etkilediklerini çalışacağız. Birbirimizin çakralarını temizleyip, arızalarını onaracağız. 

Birbirimize söz verdiğimiz üzere buluşacağız...

Bütünün en yüksek hayrına olsun


25 Eylül 2015 Cuma

Free hug deneyim ve gözlemlerimiz


Free hug etkinliğini youtube'da ilk izlediğimde ve sonra her izleyişimde duygulanıp ağlamıştım ve bir gün bunu ben de yapabilmeyi çok istemiştim. O gün bu günmüş. İnsanın , yaptığı şovdan öte bir şey ise, amacı kalpten akan sevgiyi paylaşmak ise, bunu yapabilecek kadar açık kalpli olabilmesi için belli bir hazırlık ve evrimden geçmesi gerekliymiş. Onun için ilk izlediğim yedi yıl önce bir gün değil de bu güne kısmetmiş. Yedi yıl boyunca kalbim buna ve daha fazlasına hazırlanmış.

Bütünün hayrına olmasına niyet ederek açtık kollarımızı sırayla ( Nöbetleşe Maya ile ilgilendik). 

Kimisi sevgiden korkuyordu; gözlerini gözlerimden korkuyla kaçırdı. Aman beni görmesin der gibi.

Kimisi homofobik... Aman sakın değmesin der gibi.. Yanımdan geçerken seksüel hayatımla ilgili sesli tahminlerde bulunanlar oldu.

Kimisi sevgimden utandı. Gözlerini utanç hissiyle kaçırdı. Sanki kendini sevgiye layık görmedi. Öylelerinin üstüne doğru yürüdüm ve kollarımı açtım. Sarılınca  bir rahatlama ve gevşeme yaşadılar. 

O kendini sevgiye layık görmeyenlerin kimine ulaşamadım. Bu gece ve takibinde inanıyorum ki kendilerine 'o yabancıya neden sarılamadıklarını' sorgulayacaklar

Kimi bir hayvanat bahçesinde ilk kez karşılaştığı tropikal bir hayvanla karşılaşmışçasına fotoğrafımı çekmek istedi. İzin vermedim tabi.

Kimileri gözlerinde parlayan ışıkla üstümüze koştu. Şefkatle, sevgiyle, kardeşçe sarıldı. En derin duygularını kuvvetli sarılışlarıyla, sırt sıvazlayarak ya da sırtı pışpışlayarak, teşekkür ederek gösterdiler. O sarılmalarda adeta sevgi patlaması yaşandı ve gören görmeyen geniş bir alandaki tüm insanları ve mekanı etkiledi. Neşe yarattı. 

Yuka bu deneyimin kalbimizi daha da açtığını hissettiğini söyledi. Çok iyi hissettik. 

Sonra O geldi. 

Zabıta aracı önümde durdu. İçinde 3 adam vardı ve enerjileri üstüme nefret ve linç etme isteği olarak saldırdı. Elimden Free hugs kartonumu aldılar.' Ama niye ?'diyebildim...

Bu saldırının etkisini atlatabilmem yaklaşık 15 dakikamı aldı. 15 dakika canım çok acıdı. Sonra o 3 adamdan bana en yakın olanın gözlerini hatırladım. Simsiyahtı.. Ve derinliklerinde korku vardı. Korkuyordu. Sevginin yayılmasından korkuyordu, dünyanın değişmesinden korkuyordu, hapishanesinin kapılarının açılmasından ve özgür kalmaktan korkuyordu. Onu anladım. Önce canımı yakan şey ondan kendimi ayrı hissetmiş olmamdı. Sanki dışardan biriydi bu saldırının geldiği yer. Birlik bilinci doldu varlığıma. O benden başka, benden öte, benden ayrı değildi . Aynı Tanrının farklı tonlarıydık. Onu bağışladım ve benden özgür bıraktım.

Kollektif bilinç, sevgi ve ışıkla doldukça, bu ve bunun gibi değişmekten korkan varlıklar, kendilerini giderek sıkışmış hissediyorlar. Zaman içinde kendilerine daha uygun ve izole mekanlar bulup aramızdan ayrılacaklar. Önce bu dünyada, sonra bu dünyanın dışında bir yerde, başka bir gezegende belki..Ya da kalıp değişecekler.

Bize yeni bir karton hazırlamak düştü. Olsun. İlki fazla kırmızı olmuş zaten. Bir dahakini mavi ve yeşillerle boyarız.

Bu etkinliği her bir kaç haftada bir yineleyeceğiz. Bize katılmak isterseniz fb mesajı atın lütfen.

Sarılmak ilaç gibi...

+++ yuka'nın, gözleri dışında bir yeri görünmeyen kara öttülü bir kadınla sarıldığı an, işte budur dedim.. Bu kollektif bilinçteki bir perdenin aralandığı an ya da zincirin kırıldığı an olmalı

Daha iyi bir fotoğraf çekemedim maalesef..

20 Eylül 2015 Pazar

"Soul Gathering" ses ile şifa çemberi


Biz Yuuka ve Wings (Gökhan) 2012 mart ayında, Rishikesh'in Ganj nehri kıyılarında, bir gün batımında başlattığımız singing bowl ile şifa chanting'lerimizi, geçen süre içinde başka enstrümanlarla zenginleştirip ihtiyacı olan kişi ve guruplarla paylaştık. Japonya'da, Tayland'da ve Türkiye'de o ilahi görev duygusunu hissettikçe bu etkinliği, (Ruh Toplantısı - Soul Gathering) bize kucak açan mekanlarda organize ettik. Niyetimiz hep aynıydı; hem kendimizin hem başkalarının, hem de mekanların ve zamanların derinliklerine işlemiş korkuyu ve ilintili bütün gölgelerini arındırmak; içimizdeki ışığı uyandırmak, parlatmak; sevginin ve ondan doğan diğer bütün güzel duyguların yayılmasına vesile olmak; yer yüzünde cenneti doğurmak, cenneti yaşamak.

Ruh Toplantısında yuuka&wings, biz yüksek boyutlardan inen enerjiye kanal ve tercümanız, enerjiyi sese çevirenleriz; ve serbest kalmaya sabırsızlanan huzursuz hislerin ses bulduğu aracız. Güzel melodiler duyma beklentiniz olmadan gelin derim. Güzel sesler de olur elbet; fırtınadan  sonra dinginleşen okyanus ve yeniden ısıtan güneş gibi.

Tugay Ağabeyimiz Galata Şifahanesinin kapılarını bize ikinci kez açıyor.
Etkinlik bedeli Love Offering (gönlünüzden ne geçerse). Maddiyat yüzünden gelemeyen olmasın. 



Tarih: 10 ekim
Saat: 14:00
(Giriş 13:45)

Yer: Galata Şifahanesi
Bütünün en yüksek hayrına olsun.







17 Eylül 2015 Perşembe

Walking on the edge

İnce bir çizgide yürümek

Ağustos ve Eylül ayları boyunca (Yuka, Maya ve ben) ince bir çizgi üzerinde yürüdüğümüzü hissettik. Yapabileceğimiz şeyler, seçebileceğimiz yollar bir yönle sınırlıydı sanki. Bu da bize uzun ince bir yola çıkmışız gibi hissettirdi. İlahi plana, ilahi zamanlamaya teslim olup ilahi buluşmalara, ilahi kavuşmalara doğru kucak açıp sürdük arabamızı gecenin karanlığına. İlk durağımız Dalyan'dı. 

Plan Dalyan'da kalan son eşyalarımızı toparlayıp İzmir'e gitmek, orada 5-6 gün boyunca hem kişisel hem de gurup ses şifa çalışmalarımızı yapıp, geri dönüş yolunda Çanakkale'den geçip Troy antik kentini görmekti; ve en son İstanbul'daki evimize tam taşınmak.

Dalyan'a vardığımızda, henüz İzmir'den seans rezarvasyonu çıkmamıştı, dahası Gurup ses çalışmamız için yer de bulunamamıştı.. Test işte tam o noktadaydı.. Kendi kendimize sorduk; bir yerde hata mı yapmıştık(?) Bizi bu yola çıkartan, Her Şeye Kadir Olan'ın bildiği vardır .. Ben bilmesem de olur.. Ben güvenirim, gözümü kaparım ve yürürüm. O güven Yaratan'ın isteğinin benim isteğim olduğunu bilmemden gelir. O yüzden sırtım(ız) dik durur. Bu hisler içinde uyandık ve sonra mucizevi gelişmeler oldu. Dalyan'da geçen sene terapi seanslarımızı almış kalabalık bir İngiliz gurup seans rezarvasyonları yaptı. Kişisel seansları yapmaya İzmir için niyet etmiştik, Dalyan oldu. Aynı gün Çanakkale'nin Kaz Dağlarına, Yaşam Okulu'na gidecek olan dostumuz Pınar bize ulaştı ve orada (dedetepe çiftliğinde) bir enerjisel yer temizliği ve aktivasyonuna ihtiyaç olduğunu söyledi. Böylece 13 eylül güneş tutulması gurup ses şifa çalışmasını ( ruh toplantısını) orada yapmaya karar verdik. Bunu da İzmir'e diye niyet etmiştik Çanakkale'ye kısmet oldu. Birdenbire İzmir uçuverdi.; geriye Dalyan ve Çanakkale kaldı.

Fırsattan istifade;

Yuka bir geçmiş hayatında Letoon ismindeki antik kentte yaşadığını söylemişti. Oraya gittik. Ağır ağır yürüdü Letoon'u. Taşlara dokundu.


Yoğun geçen Dalyan'dan sonra Kaz Dağları'ndaki Yaşam okuluna vardık. Gece yarısıydı. Yıldızlar yere değiyiyordu. Gecenin karanlığında esrarengiz ve mistik bir yerdi. Bir köpek havladı. İçeri alındık. Bir seremoninin sonuna varmış olmalıydık. Ortada yanan mumlar vardı. Her kes ayağa kalkıp bizi karşıladı. Yüzlerini göremedik, ruhlarını hissettik; çok güzellerdi. Sonra bir kısmıyla birlikte o odada yerdeki şiltelere uzanıp, örtündük. Yatmadan az önceydi; Pınar sabah 5,5 ta dünya barışı meditasyonuna kalkacağımızı söyledi. İşte budur dedim bir kez daha.. Doğru zamanda, doğru yerde olduğumuzun bir işareti daha... Uyuduk ve uyandık. Şilteler geniş bir çember olacak şekilde dizildi. Maya şükür ki mışıl mışıl uyumaya devam ediyordu. Barış olsun, aşk olsun diye niyet ederek dünyanın etrafındaki aynı niyeti eden güzel ruhlarla aynı anda, aynı meditasyonda buluştuk. Hücrelerimiz, atomlarımız ve daha küçük parçacıklarımız titreşti huzurla..


Sonra yine uyuduk ve uyandık. Sonunda herkesin güzel yüzlerini gördük. Nefis bir kahvaltı ettik. Yedikleri her şey kendileri gibi saftı, organikti. 

5 gün boyunca katıldıkları tasarım okulunun son günüydü ve o gün ayrılacaklardı. Enfes bir öğlen yemeği mantralarla kutsandı ( ağrıyan bir başın ağrısını dindirmek için başlamıştı ya fazlasını yaptı)

Öğleden sonra dedetepe çiftliğine geçtik.

Bir çember düzeninde oturduk.
Açılış seremonisi için Tugay Ağabeyimiz flüt çaldı, Yuka ve Pınar ruhlarla dansettiler. 
Sonra  Bu çiftliğin sorumluluğunu üstüne alan dostumuz Eren niyetini söyledi;
Niyeti Ruh, Toprak ve Yapı şifalandırma projesini hayata geçirmekti. Hepberaber bu projenin bütüne hizmet etmesi, bütünün hayrına sonuçlar doğurması için dualar ettik ve chanting yaptık.

Bitiş seremonisinde herkes birşeyler çalıyordu ve coşmuştuk. Sonra herkes birbirine sarıldı. Ahh.. Ne kadar güzel bir topluluktu.

Eylül ayı içinde ruh ailemden biriyle tanışacağımın haberini almıştım. Nerede nezaman olacağını bilmiyordum. Yer o yer, zaman o zamanmış. Ordaki her kese karşı sevgi ve kardeşlik hissettiysem de o kişiye karşı tanıdıklık ve derin bir bağ hissi duydum. O da öyle hissetmiş olmalıydı ki gece yaptığı özel bir şifa seansını bana ve Yuka'ya vermek için kaldığımız yere geldi. 

Yıldızların altında terapi masasına uzanmış ve ince bir pikeyle örtünmüştüm. Yattığım yerden onun ayakta duran karanlık silüetini görüyordum. Gördüğüm bir Atlantis rahibiydi. Ve ilahi bir enerji aktı. Ağladım sessizce mutluluktan.. Şansa inanmayan biri olarak kendimi Tanrının en sevdiği bir evladı gibi hissettim. Bu önemli ruhani ameliyat için rehber ruhlarımda orada hazırdı. Gökyüzünde, yıldızların arasında mucizeler gördüm. Seans bittiğinde kardeşimle kucaklaştık.

Ertesi gün ayrılırken bizi birbirinden güzel hediyeleriyle uğurladılar ( Güneşin ❤️) 

Hepsine buradan selam olsun. 
Ve hiç tanımadan sevdiğim, aramızdan 4 yıl önce ayrıldığını öğrendiğim, bu gurubun, Hayat okulunun ve Buğday derneğinin kurucusu olan Victor'a da gönülden şükran, saygı ve sevgilerimi sunarım. 

(Fotoğrafı Eren ve Pınar çekmiş)

İstanbul'a dönüş yolunda Troy'u ziyaret ettik. Çünkü bu antik kentte de benim geçmiş hayat deneyimim olduğunu hissediyorduk.
Kapı bekçisi bir asker. Sonunu tahmin etmek kolay. 



Sonunda evimize vardık, İstanbul'a.  
Her türlü kısa ve uzun ziyarete, kahve yahut yemeğe bekleriz.

Bu hafta dinleniyoruz. 21 eylül itibariyle seanslarımız başlayacak. Evinizde ya da evimizde seans almak istiyorsanız rezarvasyon için tel ve ya facebooktan irtibata geçin lütfen.

En yakın etkinliğimiz 10 ekim Galata Şifahane'sinde Soul Gathering gurup ses şifa çalışması.. Detayları yakında yazacağım.

Sevgiler







2 Eylül 2015 Çarşamba

Dalyan-İzmir-Çanakkale ve İstanbul'a taşınma




Heaven Earth Şifahane ev ziyareti

Dalyan-İzmir-Çanakkale ve İstanbul'a taşınma

Arabayla çıkacağımız bu 3 duraklı yolculukta ilahi düzenin bizimle buluşturacağı kişilere
kendi evlerinde 'rehberlik ve şifa seansımızı' sunacağız.
Eğer o siz iseniz lütfen telefon ve ya facebook mesajı yoluyla bize ulaşın.


Dalyan- 8 eylül
izmir- 10-11-12-13 eylül
(13 eylül güneş tutulması ve yeni ay gününde gurup ses şifa çalışması 'Soul Gathering' yapmamız
 yüksek olasılık olarak gözüküyor. kesinleştiğinde bilgiyi paylaşacağız.)
Çanakkale- 14 eylül

15 eylül'de İstanbul'a taşınıyoruz. İstanbul seansları için talepleri kabul etmeye başladık.
japonya'ya dönüş şubat ayı gibi gözüküyor.